insan hiçbir surette toplumsal bir hadiseyi tecrübe etmiş biri olarak toplumda söz sahibi olmaya çalışmamalıymış. hele de bunu bu zamanda ve şu andan, bu yazının okunduğu andan itibaren yapmamalıymış. nitekim bu zamanda toplumsal hadiseler fitneciler tarafından çıkarılmaktaymış ve kişi eğer zulmeden tarafta değilse ve eğer toplumsal hadiseyi ölürcesine veya öldürürcesine yaşamamışsa ya da toplumsal hadiseden - ki hadise eğer uydurma ise- kaçmamışsa  toplumsal bir hadise yaşadığını anlatmak en son yapması gereken şey imiş. ama aslında toplumsal hadiseyi çıkaranların beklediği tepki de buymuş ve hatta bu sonuç için böyle bir hadise çıkarılmaktaymış. tabiri caizse hadise kalıntıları olarak nitelendirilebilecek bu insanlar, toplumsal bir hadise yaşadıklarından bahsederek toplumsal bir hadise yaşamanın çokça kötü olduğunu ve bu yüzden toplumsal bir hadisenin kötü olduğunu anlatır dururlarmış. oysaki hadiseyi çıkaran birileri varmış ve hadise, içinde çıkarılan toplumun aleyhineymiş; aslında bütün hadiseler devletin başının altından çıkarmış ve devlet insanın aleyhineymiş. ama insan yaşananların kötü olduğundan bahsederek dünyadaki en gülünç pasifizmi ve hatta pasif geylerin sergilediği pasifizmden daha aşağılık bir pasifizmi sergilemekteymiş ama bunu toplumsal bir hadise yaşamış olmanın kendisine verdiğini, toplumsal bir hadise yaşamış olmanın kendisine sağlaması gerektiğini zannettiği ama asla sağlamadığı manevi yetkinlik haliyle bahsedermiş toplumsal hadise yaşamış olduğundan. ama insan toplumsal bir hadise yaşayıp halen ayakta duruyorsa aslında onun yapması gereken en temel şey ayakta durmayı sürdürmek için geçmişte toplumsal bir hadise yaşamış olmaktan dem vurmakmış. insan ayakta durmayı sürdürmek için her fırsatta toplumsal bir hadise yaşamış olmanın ne kadar kötü olduğundan bahsetmeliymiş. ne de olsa insan bir kez kendisine dayatılan bir toplumsal hadiseye düşmüş ve ne de olsa kendisine dayatılan bu toplumsal hadisenin kurbanlarından, manevi kurbanlarından biri olmuş ve hatta böylelikle kişi kendisini toplumsal hadisenin manevi gazisi addedebilir ve kendisini bu şekilde takdim ve ilan edebilirmiş. ama aslında biz de farklı bir şey yapmamaktaymış, kendimizi koşullara bırakmaktaymışız. bize yabancılar tarafından dayatıldığı üzere kendi koşullarımızı yaratmamalıymışız ve hatta bizlere dayatılan koşulları iyileştirmek için ciddi girişimlerde bulunmamalıymışız. yapmamız gereken, kendimizi koşullara bırakmak ve eskiden yaşadığımız koşulların ne kadar kötü olduğunu, ne kadar berbat olduğunu anlatırken günümüzdeki koşulları dolaylı olarak övmekmiş. oysa günümüzdeki koşullar da bir yandan iyiyken diğer yandan berbatmış ve gelecek nesiller de bizim bugün yaşadığımız zamanın koşullarından bahisle  zor, sıkıntılı, aşağılık ve berbat koşullar olarak bahsedeceklermiş ve bu koşulların yaşandığı dönemi lanetleyerek kendi yaşadıkları dönemi istemeyerek ve dolaylı olarak öveceklermiş ve bu durum insanların yabancıların kitle yönetimini ve kitle yönetimindeki amaçlarını kabul etmeye devam ettikleri sürece devam edecekmiş ve mantık olarak düşünülecek olduğunda bu böyle devam eder gidermiş vesaire.

Yazıların ve fotoğrafların hakları Abdurrahman Abıka'ya ait olup saklıdır. ©
 

Call

T: 123-456-7890   F: 123-456-7890

Follow me

© 2023 by Nicola Rider.
Proudly created with Wix.com

 

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • White Google+ Icon