aslında akademi ülkenin bilim ve düşünce yönünden gelişmesi için değil de tam zıddı olarak ülkenin düşünce ve bilim içinde sayıklaması için buradaymış, bunun için varmış. ülkenin tarihî şahsiyetlerini öldüren katiller her ne kadar  birilerini öldürmenin o insanları öldürme sebebinde yatan hakikatlerin gerektirdiği misyona engel olan anlamın öldüğü anlamına gelmeyeceğini bilse de ve hatta aslında tamamen bunu bildikleri için gerek yaşayan ve gerekse tarihî şahsiyetleri önce kesici, delici aletlerle, patlayıcılarla veya maddi manevi zehirlemelerle öldürdükten sonra onları kağıtlarda, zihinlerde öldürmek gerektiğine inandıklarından ve bu inançlarını birçok kez deneyimledikten sonra işe yaradığını gözlemledikleri için sürekli akademik çalışmalar yapılıyormuş. bir tarihi şahsiyeti öldürmek ve bir katili korumak yetmezmiş. tarihî de olsa iyi bir şahsiyet veya topluluk lanetlenmeliymiş ve tarihî de olsa kötü bir katil övülmeliymiş. nerede laf ebesi bir edebiyatçı varsa onun adı anılmalıymış ama hepsi de anlatılamayacağı için özellikle yöneticilerin eteklerinde dolaşanları seçilmeliymiş, onlar muteber sayılmalıymış çünkü insanların bu edebiyatçı denilen gerzeklerin düşüncelerini benimsemelerinin devlete hiçbir zararı olmazmış ve ortada bir zarar olacaksa olsa olsa zarara uğraması gerekenlere olurmuş ama onlara göre olması gereken olduğu için bu iyi bir şeymiş ve iyi bir şey olmaktaymış. nitekim bürokratların çoğu yaşlıymış ve onların en nefret ettiği insan topluluklarından biri de-belki de en önemlisi- akli ve bedensel sağlığı yerinde olan gençlermiş. 

Yazıların ve fotoğrafların hakları Abdurrahman Abıka'ya ait olup saklıdır. ©
 

Call

T: 123-456-7890   F: 123-456-7890

Follow me

© 2023 by Nicola Rider.
Proudly created with Wix.com

 

  • Facebook Clean
  • Twitter Clean
  • White Google+ Icon